try another color:
try another fontsize: 60% 70% 80% 90%
Akdeniz Sağlık
Akdeniz Sağlık Rehberi

Kamu Zararının Tespiti ve Tahsiline İlişkin Yönetmelik

KAMU ZARARLARININ TAHSİLİNE İLİŞKİN USUL VE ESASLAR HAKKINDA YÖNETMELİK BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar

Amaç
Madde 1- Bu Yönetmeliğin amacı, kamu kaynağının elde edilmesi, yönetilmesi, kullanılması, harcanması ve korunmasından sorumlu kamu görevlilerinin neden oldukları kamu zararlarının tahsiline ilişkin usul ve esasları belirlemektir.

Kapsam
Madde 2- Bu Yönetmelik, düzenleyici ve denetleyici kurumlar hariç olmak üzere genel yönetim kapsamına giren kamu idarelerinde tespit edilen kamu zararlarının tahsiline ilişkin usul ve esasları kapsar.
Ancak, 14/7/1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 1 inci maddesinin birinci fıkrası kapsamında bulunan kamu idarelerinde görevli memurların, kullanımlarındaki taşınır ve taşınmazların korunması ve her an hizmete hazır halde bulundurulması için gerekli tedbirleri almamaları nedeniyle Devlete verdikleri zararlar ile kamu hukukuna tabi görevlerle ilgili olarak kişilere verdikleri zararlar hakkında, 657 sayılı Kanunun 13 üncü maddesi uyarınca 27/6/1983 tarihli ve 83/6510 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla yürürlüğe konulan “Devlete ve Kişilere Memurlarca Verilen Zararların Nevi ve Miktarlarının Tespiti, Takibi, Amirlerin Sorumlulukları, Yapılacak Diğer İşlemler Hakkında Yönetmelik” hükümleri uygulanır.

Dayanak
Madde 3- Bu Yönetmelik, 5018 sayılı Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanununun 71 inci maddesine dayanılarak hazırlanmıştır.

Tanımlar
Madde 4- Bu Yönetmeliğin uygulanmasında;
a) Kanun : 5018 sayılı Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanununu,
b) Kamu kaynağı : Borçlanma suretiyle elde edilen imkanlar dahil kamuya ait gelirler, taşınır ve taşınmazlar, hesaplarda bulunan para, alacak ve haklar ile her türlü değerleri,
c) Kamu zararı : Mevzuata aykırı karar, işlem, eylem veya ihmal sonucunda kamu kaynağında artışa engel veya eksilmeye neden olunmasıyla doğan zararı,
d) Sorumlu : Kamu zararı oluşmasına sebep olan kamu görevlisini,
e) Üst yönetici: Bakanlıklarda müsteşarı, Milli Savunma Bakanlığında bakanı, diğer kamu idarelerinde en üst yöneticiyi, il özel idarelerinde valiyi, belediyelerde belediye başkanını,
f) Muhasebe birimi : Gelir ve alacakların tahsili, giderlerin ve borçların hak sahiplerine ödenmesi, para ve parayla ifade edilebilen değerler ile emanetlerin alınması, saklanması, ilgililere verilmesi, gönderilmesi ve diğer tüm malî işlemlerin kayıtlarının yapılması ve raporlanmasına ilişkin muhasebe hizmetlerinin yapıldığı birimi,
g) Muhasebe yetkilisi : Muhasebe hizmetlerinin yürütülmesinden ve muhasebe biriminin yönetiminden sorumlu, usulüne göre atanmış sertifikalı yöneticiyi,
h) Rayiç bedel : Bir mal, iş veya hizmetin temin edildiği yer ve tarihteki normal alım ve satım bedelini,
ifade eder.
İKİNCİ BÖLÜM
Kamu Zararında Sorumluluk, Tespit, Tebliğ ve Takip

Sorumluluk
Madde 5- Kanunun ilgili maddeleri gereğince, kamu görevlileri; kamu kaynaklarının etkili, ekonomik, verimli ve hukuka uygun olarak elde edilmesinden, yönetilmesinden, kullanılmasından, korunmasından, kötüye kullanılmaması ve her an hizmete hazır bulundurulması için gerekli önlemlerin alınmasından sorumludurlar.

Kamu zararının belirlenmesi
Madde 6- Kanuna göre kamu zararının belirlenmesinde;
a) Yapılan iş, alınan mal veya hizmet karşılığı olarak ilgili mevzuatında belirtilen ya da mevzuatında öngörülen karar, onay, sözleşme ve benzeri belgelerde belirlenen tutardan fazla ödeme yapılması,
b) İlgili mevzuatında öngörülen haller dışında, iş yaptırılmadan, mal veya hizmet alınmadan önce ödeme yapılması,
c) Transfer niteliğindeki giderlerde, fazla veya yersiz ödemede bulunulması,
d) İlgili mevzuatı gereğince görevlendirilen komisyon veya kişilerce rayiç bedelinden daha yüksek fiyatla iş yaptırılması, mal veya hizmet alınması,
e) Kamu malının rayiç bedelinin altında bir fiyatla; satılması, trampa edilmesi, mülkiyetin gayri ayni hak tesis edilmesi ve benzeri tasarruflarda bulunulması,
f) İdare gelirlerinin tarh, tahakkuk veya tahsil işlemlerinin mevzuata uygun bir şekilde yapılmaması,
g) Kamu idaresinin yükümlülüklerinin mevzuatına uygun bir şekilde yerine getirilmemesi nedeniyle kamu idaresine faiz, tazminat, gecikme zammı, para cezası gibi ek malî külfet getirilmesi,
h) Mevzuatında öngörülmediği halde ödeme yapılması,
esas alınır.

Kamu zararının tespiti ve bildirilmesi
Madde 7- Kamu zararları 6 ncı maddede belirtilen hususlar göz önünde bulundurulmak suretiyle;
a) Kontrol, denetim veya inceleme,
b) Sayıştayca kesin hükme bağlama,
c) Adli, idari veya askeri yargılama,
sonucunda düzenlenen yazı, tutanak, rapor ve ilamlarla tespit edilir. Tespite ilişkin belgelerde zararın tahsil edileceği sorumlular belirtilir. Tespit edilen kamu zararları, söz konusu belgelerin birer örneği gönderilmek suretiyle ilgili kamu idarelerine bildirilir.

Alacak takip dosyası
Madde 8- Tespit edilerek kamu idarelerine bildirilen kamu zararından doğan alacakların her biri için bir “alacak takip dosyası” açılır. Alacağın tespit, takip ve tahsiline ilişkin bütün belgeler bu dosyada muhafaza edilir.

Kamu zararından doğan alacakların muhasebe kayıtlarına alınması
Madde 9- Kontrol, denetim veya incelemeler sonucunda tespit edilen kamu zararından doğan alacaklara ilişkin muhasebeleştirmeye esas belgeler ile daha önce muhasebe kayıtlarına alınmamış kamu zararından doğan alacaklara ilişkin Sayıştay veya mahkeme ilamlarının bir örneği, kamu idarelerince, belgelerin idarelerine ulaştığı tarihten itibaren beş iş günü içerisinde muhasebe birimine gönderilir ve alacağın sorumluları adına muhasebe kayıtlarına alınması istenilir.
Muhasebe birimince, kamu idaresi tarafından belgeleri gönderilmek suretiyle bildirilen kamu zararından doğan alacaklar sorumluları adına ilgili hesaplara kaydedilir ve kayda alınan kamu zararından doğan alacakların her biri için “tahsilat izleme dosyası” açılır.
Kamu zararından doğan alacakların muhasebe kayıtlarına alınması ve izlenmesine ilişkin diğer hususlarda, kamu idarelerinin tabi oldukları muhasebe yönetmeliklerinde belirlenen usul ve esaslara uyulur.

Kamu zararından doğan alacağın ilgililere tebliği ve takibi
Madde 10- Tebligat, sorumlular ile mirası reddetmemiş mirasçılarının bilinen adreslerine, imzaları alınmak suretiyle veya 11/2/1959 tarihli ve 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine göre yapılır. Bilinen adreslerinde bulunmayanların adresleri öncelikle mahalli zabıtadan araştırılarak tespit edilir.
a) Kontrol, denetim veya inceleme sonucunda tespit edilen kamu zararı alacaklarının ödenmesinin sorumlulara tebliği işlemlerine, tespitin kamu idaresine bildirildiği tarihten itibaren beş iş günü içerisinde başlanır. Tebliğde; borcun miktarı, sebebi, doğuş tarihi, faiz başlangıç tarihi, ödeme yeri, itiraz süresi, itiraz merci belirtilerek, söz konusu tutarın tebliğ tarihinden itibaren bir ay içerisinde ödenmesi istenir. Sayıştay sorgusunda belirtilen kamu zararı tespitlerinin idarece kabul edilmesi hallerinde de aynı şekilde işlem yapılır.
b) Sayıştay ilamları ile kesin hükme bağlanan tutarların 21/2/1967 tarihli ve 832 sayılı Sayıştay Kanununda öngörülen üç aylık süre içerisinde ödenmesi gerekir. Sayıştay ilamları ile kesin hükme bağlanan tutarların bu süre içerisinde ödenmemesi halinde cebri takip işlemlerinin başlatılacağı hususları sorumlulara bildirilir.
c) Adli, idari ve askeri mahkemelerce hükme bağlanan ve taraflara tebliğ edilen kamu zararından doğan alacaklara ilişkin kararın kesinleşmesi beklenmeksizin, takip işlemlerine başlanır. Hukuk birimince takip edilmeyen yargılama sonucunda verilen tazmine ilişkin kararlar, kamu idaresince, takip edilmek üzere hukuk birimlerine intikal ettirilir.
Kamu zararının, yapılacak tebligata rağmen sorumlularınca ya da mirası reddetmemiş mirasçılar tarafından süresinde rızaen ödenmemesi halinde ilgili evrak, alacağın hükmen tahsili için, kamu idaresini temsile yetkili hukuk birimine gönderilir.
Kamu zararına neden olan mevzuata aykırı karar, işlem, eylem veya ihmalin yapıldığı malî yıla ilişkin hesap ve işlemlerin Sayıştayca onanmış olması, tespit edilen kamu zararından doğan alacağın takip ve tahsiline engel teşkil etmez.

ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
Kamu Zararından Doğan Alacakların Tahsili

Kamu zararından doğan alacağın güvence altına alınması
Madde 11- 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununda ihtiyati haciz için öngörülen şartların varlığı ve kamu idaresince de gerekli görülmesi halinde, kamu zararı konusunda mahkeme kararı veya Sayıştay ilamı tebliğ edilinceye kadar kamu alacağını güvence altına almak amacıyla alacaklı kamu idaresince sorumlunun mal, hak ve alacakları üzerine ihtiyati haciz konulması için yetkili mahkemeden karar alınması istenir.
İhtiyati haciz kararının verildiği tarihten itibaren on gün içinde icra dairesinden kararın uygulanması talep edilir. Aksi halde ihtiyati haciz kararı kendiliğinden kalkar. İhtiyati haciz kararının uygulanmasında gecikme olması halinde, alacaklı kamu idaresinin hukuk birimince kararı uygulayacak olan icra dairesinin bağlı olduğu icra mahkemesine başvurularak kararın infazının sağlanması talep edilir.
Kamu zararından doğan alacakların tahsil şekilleri
Madde 12- Kamu zararından doğan alacaklar, sorumlularından, zararın oluştuğu tarihten itibaren ilgili mevzuatına göre hesaplanacak faiziyle birlikte tahsil edilir.
Tespit edilen kamu zararları;
a) Rızaen ve sulh yolu ile ödenmek,
b) Borçlar Kanunu hükümlerine göre takas yapılmak,
c) İcra ve İflas Kanunu hükümleri uygulanmak,
suretiyle tahsil edilir
Kamu idaresinin yönetim ve kullanımında olan taşınırların kaybolması, çalınması, eksilmesi veya zarar görmesine sebep olunması hallerinde sorumluların bunları aynen ödemeleri esastır. Ancak aynen ödenemeyenler, Kanunun 44 üncü maddesine dayanılarak çıkarılacak Yönetmelik hükümlerine göre oluşturulan komisyonca tespit edilen rayiç bedeli üzerinden tahsil edilir.
Kamu görevlilerinin sorumluluğu altındaki yabancı paranın kaybolması nedeniyle doğan kamu zararı alacaklarına ilişkin ana para ve faiz tutarı, aynı yabancı para cinsinden ya da vade veya fiili ödeme tarihindeki T.C. Merkez Bankası efektif satış kuru üzerinden Türk parası olarak tahsil edilir. Özel kanunlardaki hükümler saklıdır.

Rızaen ve sulh yolu ile tahsilat
Madde 13- Kamu zararından doğan alacaklar, sorumluları tarafından rızaen veya sulh yoluyla nakden ödenebilir.
Oluştuğu tarih itibarıyla 16 yaşından büyükler için tespit edilen asgari ücretin brüt tutarının yarısını geçmeyen kamu zararından doğan alacaklar, merkezde üst yöneticinin, merkez dışında ise kamu idaresinin o yerdeki en üst yöneticisinin izni ve sorumlunun kabul etmesi koşuluyla, tebliğ tarihini izleyen aybaşından itibaren, aylıklarından kesilerek tahsil edilir. Bu tutarları aşan kamu zararından doğan alacağın ödenmesinin ilgili kanun hükümleri çerçevesinde sulh yolu ile sağlanması halinde, sulh işleminin kesinleştiği tarihi izleyen aybaşından itibaren aylıklarından kesilerek tahsil edilir. Aylıklardan yapılacak kesinti miktarı, ilgililere yapılan her türlü aylık, ödenek, zam, tazminat dahil bir aylık net ödemelerinin 1/4 ünden az olamaz.

Takas suretiyle tahsilat
Madde 14- Kamu zararından doğan alacaklar, sorumlunun kamu idaresiyle olan özel hukuk ilişkilerinden doğan alacaklarından 818 sayılı Borçlar Kanunu hükümlerine göre takas suretiyle tahsil edilebilir.
Kamu zararından doğan alacakların takas suretiyle tahsili için;
a) Alacaklı kamu idaresi ile sorumlunun karşılıklı olarak alacaklı ve borçlu durumunda olmaları,
b) Takas edilecek borç ve alacağın nakit olması,
c) Takas edilecek borç ve alacağın her ikisinin de vadesinin gelmiş olması,
d) Takas yapılmadan önce sorumluya alacağının borcuna takas suretiyle mahsup edileceğinin bir yazı ile bildirilmesi veya alacağını talep ettiği zaman borcu ile takas edileceğinin beyan edilmesi,
gerekir.
Borç ve alacaktan birisi şarta bağlı bulunuyorsa veya henüz vadesi gelmemiş ise takas yapılamaz. Ancak, sorumlunun istemi üzerine vadesi gelmemiş borçlarına mahsup yapılabilir.

İcra ve dava yoluyla tahsilat
Madde 15- Sayıştay ve mahkeme ilamları ile hüküm altına alındığı halde sorumluları tarafından rızaen ödenmeyen kamu zararından doğan alacaklar 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu hükümlerine göre tahsil edilir.
Genel bütçe kapsamındaki kamu idarelerinin uğradığı zararlarda, sorumluların rızaen veya sulhen ödemeyi kabul etmemesi halinde, genel hükümlere göre takibat yapılmak ve dava açılmak üzere gerekli belgeler, o yerdeki muhakemat müdürlüğü veya hazine avukatlığına gönderilir. Hazine avukatı bulunmayan yerlerde ise dava ve icra işleri kamu idaresi yöneticileri tarafından takip edilir. Genel bütçe kapsamı dışındaki diğer kamu idarelerinde söz konusu belgeler kendi hukuk birimlerine gönderilir.
Hukuk birimlerince yapılan icra takibatı neticesinde sorumlunun malvarlığı bulunamadığından alacağın tahsil edilememesi halinde, kamu idaresince sorumlunun nüfusa kayıtlı olduğu yerdeki tapu, banka, vergi dairesi, trafik şubesi ve mahalle muhtarlığından malvarlığı araştırması yapılır veya yaptırılır. Yapılan araştırmalar sonucunda herhangi bir malvarlığı tespit edilmemesi halinde; genel bütçe kapsamındaki kamu idarelerinde, 8/1/1943 tarihli ve 4353 sayılı Kanun hükümlerine göre, kapsamdaki diğer kamu idarelerinde ise özel mevzuatlarındaki hükümlere göre yetkili merciden takipten vazgeçme onayı alınır.
Araştırmalar sonucunda öldüğü ve malvarlığı bırakmadığı, mirasçılarının da mirası reddettiği anlaşılan sorumluların borçlarının takibinden yukarıdaki fıkra hükümleri çerçevesinde alınacak onayla vazgeçilir.
Kamu idaresi yöneticileri, icraya veya mahkemeye intikal ettirilen kamu zararından doğan alacakların takibinin hangi aşamada olduğunu ikinci fıkrada belirtilen merciler nezdinde izlemek, icra dairelerince tahsil edildiği bildirilen paraların muhasebe biriminin veznesine veya banka hesabına yatırılmasını ve sorumluların borçlarına mahsubunu sağlamak zorundadır.

DÖRDÜNCÜ BÖLÜM
Taksitlendirme

Kamu zararından doğan alacaklarda taksitlendirme
Madde 16- Kamu zararından doğan alacaklar, sorumlularının talebi üzerine kamu idaresince taksitlendirilebilir.
Genel bütçe kapsamındaki kamu idarelerinde taksitlendirme işlemleri 8/1/1943 tarihli ve 4353 sayılı Kanunun ihtilafların sulh yoluyla halline ilişkin hükümleri çerçevesinde gerçekleştirilir. Kapsamdaki diğer kamu idarelerinin özel mevzuatlarında başka türlü bir düzenleme bulunmadığı takdirde taksitlendirmeye üst yöneticiler yetkilidir. Üst yöneticiler bu yetkilerini sınırlarını açıkça belirtmek suretiyle merkezde yardımcılarına, taşrada ise birim yöneticilerine devredebilirler.
Taksitlendirme süresi azami beş yıldır. Zorunlu hallerde üst yöneticinin uygun görüşü üzerine bu süre uzatılabilir. Borç eşit taksitler halinde ödenir. Taksitlerden birinin vadesinde ödenmemesi halinde alacağın tamamı muaccel olur ve hükmen tahsili için gerekli işlemler başlatılır.
Sorumlu, taksitlendirme taleplerine ilişkin yetkili makamın onayı ve talimatı alınıncaya kadar dilekçede belirtilen ilk taksit miktarını hemen, takip eden taksitleri de düzenli olarak, faiziyle birlikte muhasebe birimine ödeyebilir. Taksitlerin tahsili sırasında faizinin tamamı ödenmeyen hallerde muhasebe birimince tahsilat belgesi üzerine “idarenin faiz isteme hakkı saklıdır” şerhi konulması zorunludur.
Yetkili makamdan alınan taksitlendirme onayında kararlaştırılan taksit miktarı ödenen taksit miktarından fazla olduğu takdirde, onayda belirtilen ilk taksit tarihinden itibaren geçen taksit sürelerine ait toplam fark peşin olarak tahsil edilir. Ayrıca, sorumlulardan taksitlerini vadesinde düzenli olarak ödeyeceğine dair resen borç senedi ve kefaletname alınır.

BEŞİNCİ BÖLÜM
Kamu Zararının Oluştuğu Tarih ve Faiz Başlangıcı

Kamu zararının oluştuğu tarih
Madde 17- Kamu zararı;
a) Vezne ve ambar açıkları ile diğer muhasebe yetkilisi mutemetlerinin açıklarında, açığın meydana geldiği tarihte, bu tarihin bilinmediği durumlarda olayın tespit edildiği tarihte,
b) İş, mal veya hizmet karşılığı olarak ilgili mevzuatında belirlenen veya mevzuatında öngörülen karar, onay ya da sözleşmesinde belirlenen tutardan fazla yapılan ödemeler ile transfer niteliğindeki giderlerde yapılan yersiz ve fazla ödemelerde, ödemenin yapıldığı tarihte,
c) Kayıtlı olsun veya olmasın, kamu idaresinin yönetim ve kullanımında olan ya da kullanıcılarına teslim edilen taşınırların kaybedilmesi, çalınması veya zarar görmesi hallerinde olayın meydana geldiği tarihte; bu tarihin bilinmediği durumlarda olayın tespit edildiği tarihte,
d) İş yaptırılmadan, mal veya hizmet alınmadan ya da mevzuatında öngörülmediği halde yapılan yersiz ödemelerde, ödemenin yapıldığı tarihte,
e) İdare gelirlerinin tarh, tahakkuk ve tahsil işlemlerinin mevzuata uygun bir şekilde yapılmaması hallerinde, söz konusu işlemin zaman aşımına uğradığı tarihte;
f) Hakedişlerden kesinti suretiyle yapılan gelir tahsilatının eksik yapılması hallerinde, tahsilat tutarının gelir kaydedilmesi gerektiği tarihte,
oluşmuş kabul edilir.

Kamu zararından doğan alacaklarda faiz
Madde 18- Kamu zararından doğan alacaklarda ilgili mevzuatına göre hesaplanacak faizin başlangıç tarihi, kural olarak zararın oluştuğu tarihtir.
Sayıştay, adli, idari ve askeri mahkeme ilamları ile tespit olunan kamu zararından doğan alacaklarda faiz başlangıç tarihi, ilamda faizin başlangıcı hakkında hüküm varsa belirtilen tarih, aksi takdirde karar tarihidir.
Sorumlularca yapılan ödeme tutarının, alacak aslı ile faiz tutarının tamamını karşılamaması halinde ödenen tutar vadesi gelmiş alacak aslına ve faizine orantılı olarak mahsup edilir.
Borç aslına faiz dahil edilerek, tekrar faiz yürütülemez.

ALTINCI BÖLÜM
Zaman Aşımı ve Kamu Zararından Doğan Alacakların Silinmesi

Kamu zararının tespiti ve tahsilinde zaman aşımı
Madde 19- Kamu zararından doğan alacaklarda zaman aşımı süresi on yıldır.
Zaman aşımı süresi, Yönetmeliğin 17 nci maddesinde kamu zararının oluştuğu belirtilen tarihi takip eden malî yılın başında işlemeye başlar ve onuncu yılın sonunda biter. Zaman aşımını kesen ve durduran haller saklıdır.
Borç aslı zaman aşımına uğramış olan kamu zararından doğan alacakların faizleri de zaman aşımına uğrar.
Zaman aşımına uğramış olsa dahi sorumlular tarafından rızaen yapılan ödemeler kabul edilir.

Zaman aşımını kesen ve durduran haller
Madde 20- Kamu zararından doğan alacaklarda zaman aşımı 818 sayılı Borçlar Kanununda belirtilen hallerde kesilir. Zaman aşımının kesildiği durumlarda, kesilme tarihinden itibaren yeni zaman aşımı süresi işlemeye başlar. Sorumlunun borcunu bir senetle kabullenmesi veya borcun mahkeme kararı ile belirlenmesi halinde de yeni zaman aşımı süresi 10 yıldır.
818 sayılı Borçlar Kanununda belirtilen hallerde zaman aşımı durur. Bu durum ortadan kalktığında zaman aşımı, kaldığı yerden işlemeye devam eder.

Kamu zararından doğan alacakların silinmesi
Madde 21- Zorunlu veya mücbir sebeplerle takip ve tahsil imkanı kalmayan kamu zararından doğan alacaklardan merkezi yönetim bütçe kanununda gösterilen tutara kadar olanların silinerek kayıtlardan çıkarılmasına, genel bütçe kapsamındaki kamu idarelerinde Maliye Bakanı, özel kanunlarındaki hükümler saklı kalmak kaydıyla diğer kamu idarelerinde üst yöneticiler yetkilidir. Bu şekilde silinen alacakların kayıtlardan çıkarılmasında; genel bütçe kapsamındaki kamu idarelerinde, davaya veya icraya intikal etmiş olanlar için 8/1/1943 tarihli ve 4353 sayılı Kanun hükümlerine göre, kapsamdaki diğer kamu idarelerinde ise özel mevzuatlarındaki hükümlere göre yetkili merci tarafından verilen vazgeçme onayı ile tahsil edilebilmesi için yapılan adres tespiti ve malvarlığı araştırmalarına ilişkin yazışmaların konusunu, tarih ve sayısını gösterir bir dizi pusulası, terkin talepnamesi ekine bağlanır.
Birinci fıkrada belirtilen tutarı aşan kamu zararından doğan alacaklardan merkezi yönetim bütçe kanununa ekli cetvelde silinmesi öngörülenler kayıtlardan çıkarılır.
Ayrıca, alacağın tahsili için açılan davada kamu idaresi aleyhine karar verildiği ve Yargıtay’ca da onanmak suretiyle hüküm kesinleştiği veya kamu idaresi için bir yarar görülmemesinden dolayı temyizden vazgeçildiği takdirde, aleyhte verilmiş olan karar ile kararın temyizinden vazgeçilmesi halinde buna ilişkin yetkili makam onayı, kararın temyiz edilmesi halinde ise Yargıtay ilamının onaylı örnekleri, terkin talepnamesi ekine bağlanmak suretiyle alacak kayıtlardan çıkarılabilir. Ancak, ihalenin feshi ve istihkak iddialarına ilişkin olanlar dışındaki İcra Mahkemesi kararları Yargıtayca onanmış olsa dahi bunlara dayanılarak alacağın silinmesi ve kayıtlardan çıkarılması yoluna gidilemez. Bu alacaklar için dava açılır. Dava açılmasında idarece yarar görülmediği takdirde, birinci fıkraya göre alınacak takipten vazgeçme onayı ile silme işlemleri sonuçlandırılır. İcra Mahkemesi ve Yargıtay kararları ile dava açılmasından vazgeçilmesine ilişkin onayın tasdikli örnekleri terkin talepnamesine bağlanır.

Son Hükümler

Yetki
Madde 22- Bu Yönetmeliğin uygulanması sırasında ortaya çıkan tereddütleri gidermeye Maliye Bakanlığı yetkilidir.

Yürürlük
Madde 23- Bu Yönetmelik hükümleri 01/01/2006 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

Yürütme
Madde 24- Bu Yönetmelik hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür

Yorumlar

Yeni yorum gönder

Bu alanın içeriği gizlenecek, genel görünümde yer almayacaktır.
  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • İzin verilen HTML etiketleri: <a> <em> <strong> <cite> <code> <img> <b> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd>
  • Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünürler.

Biçimlendirme seçenekleri hakkında daha fazla bilgi

CAPTCHA
This question is for testing whether you are a human visitor and to prevent automated spam submissions.
Image CAPTCHA
Enter the characters shown in the image.

sponsorlu bağlantılar